Tescilli markaya tecavüzün tespiti

Tescilli markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve sonuçları hakkındaki davada Yargıtay Kararının değerlendirmesi


Türkiye’de markaların tescili ve korunması hususunda düzenlenmiş olan 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61 ve devamı maddeleri markaya tecavüz vuku bulma şekilleri, koşulları ile bu durumlarda uygulanacak yaptırımları ve sonuçlarını düzenlemiştir.  Örnek dava da bu kapsamda değerlendirilen ve tescilsiz olarak kullanılan bir markanın tescilli markaya karşı tecavüzünün kapsamı ile sonuçlarını barındırmaktadır.

Yargıtay kararını değerlendirmeden önce markaların tescil durumları ile kullanımlarını karşılaştırmak gerekir. Davacı “HARRY'S NEW YORK BAR” adındaki firma Paris/Fransa menşeli bir kuruluş olup Türkiye’de 98/015630 nolu “harrys bar” ve 2000/15569 nolu “harry´s” olmak üzere iki markayı geniş tabiri ile “yiyecek ve içecek sağlanması” hizmetleri”ni ihtiva eden 43.sınıfta tescil altına almıştır. Bu markalardan biri 1998 yılında diğeri ise 2000 yılında tescillenmiştir.  Firmanın 1911 yılından beri başta Fransa olmak dünyanın birçok ülkesinde bu marka ile cafe-bar hizmetleri verdiği ifade edilmektedir. Diğer taraftan davalı firma İstanbul’da Hyatt Regency otel yanında yine cafe-bar alanında faaliyet gösteren bir işletmedir. Markasının herhangi bir tescili olmadığı gibi bu yönde de bir girişimi Türk Patent Enstitüsü kayıtlarında görülmüyor.

556 Sayılı KHK 61/b maddesine göre “Marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek,” tecavüz gerekçesi olarak açıkça gösterilmektedir. Bu bağlamda davacının “harry’s” ve “harry’s bar” markaları ile davalının “harry’s Jazz Bar”  mukayese edildiğinde aynı sektörde faaliyet gösteren markaların birbirinin aynı kabul edilecek derecede benzer olduğu görülecektir. Zira davalının markasına baktığımızda marka vasfı taşıyan kelimenin “harry’s” olduğu görülecektir. Bunun yanında kullanılan Jazz veya Bar ibareli davalı vekilinin ifadesindeki gibi markaya ayırtedici nitelik katmadığı aşikardır. Bu tarz kelimeler markaların yardımcı unsuru olarak tabir edilebilecek kelimelerdir ki markayı farklılaştırmak yerine tüketici nezdinde seçim yapma, alışkanlık, bağlılık unsurlarını pekiştirici özelliktedir. Haliyle ortada tecavüzün varlığı doğrudur. Bunun neticesinde verilecek olan yasal yaptırım markanın derhal kullanılmasını durdurmak ile karşı firma markasına verilen zararın tazmini şeklinde olmalıdır. İstanbul 1.Fikri ve Hukuki Haklar Hukuk Mahkemesinin kararı tecavüzün önlenmesi ve katedilmesi açısından kısmen doğru fakat Yargıtayın da ifade ettiği gibi tazminatının bu tutarda verilmesi ve hesaplanma biçimi doğru değildir.

Yargıtay tazminatın hesaplanması noktasında Türkiye’deki markanın tescil tarihinin baz alınmasını ifade ederek ve Türk Lirası üzerinden olması gerektiğinden davayı davalı lehine bozmuştur. Yargıtayın tazminat konusundaki çekincesini göz önüne alarak davayı bozması doğru ancak yol göstermesi açısından yetersizdir. Tazminatın hesaplanması fiili zararın yanında yoksun kalınan kazancı da içermelidir. Yoksun kalınan kazanç ise 556 Sayılı KHK’nin 66.maddesine göre şu şekillerde hesaplanabilir;

a) Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre,

 

b) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre,

c) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre,

Bu dava içeriğindeki markaların durumuna bakıldığında davacı markanın Türkiye’de bir kullanımının olmadığı görülüyor. Haliyle burada davacı müvekkilinin filli olarak yurtiçi piyasada zararından sözetmek doğru olmaz. Sadece markasının kullanımı ile markasının bilinirliği ve itibarından yararlanarak kazanç söz konusudur ki bunun tazminat bedelinin hesaplanması da Madde-66/c gereğince hesaplanması doğru olacaktır. Burada markanın yurtdışında bilinilir olması, ağırlık olarak Hyatt Regency oteli müşterilerine hizmet veren davalının kazancının illa TL olması beklenemez ve bu tarz müşterilerin yabancı olan bu markayı yurtdışında bildikleri, tanıdıkları varsayımları da dikkate alınması gereken unsurlardır.

Diğer taraftan markanın kullanmamadan dolayı karşı firmaya verdiği iptal hakkı doğrultusunda davalının bu markaların sicilden terkini yönünde dava açması daha erken ve doğru bir karar olabilirdi.

  YARGITAY KARARI

"ÖZET"

SOMUT OLAYDA DAVA, DAVACININ TİCARET UNVANI VE TESCİLLİ MARKASINA VAKİ TECAVÜZÜN TESPİTİ, ÖNLENMESİ, SONUÇLARININ ORTADAN KALDIRILMASI VE MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNE İLİŞKİNDİR. DAVACI VEKİLİ, HER NE KADAR MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN 556 SAYILI KHK'NİN 66. MADDESİNDEKİ ÜÇ HESAPLAMA ŞEKLİ İLE TTKNUN 58/2. MADDESİ UYARINCA BELİRLENECEK MİKTARLARDAN HANGİSİ FAZLA İSE O MİKTARDA HÜKÜM ALTINA ALINMASI İSTEMİYLE KISMİ DAVA AÇMIŞ İSE DE, YARGILAMA ESNASINDA TALEBİNİ 556 SAYILI KHK.NİN 66/2-B MADDESİNE DAYANDIRMIŞTIR. 556 SAYILI KHKJIİN 6. MADDESİ UYARINCA, ANILAN KHK İLE SAĞLANAN MARKA KORUMASININ TESCİL YOLUYLA ELDE EDİLECEĞİNİN AÇIK OLMASI KARŞISINDA, DAVALININ ELDE ETTİĞİ KAZANCIN BELİRLENMESİNDE, BAŞLANGIÇ TARİHİ OLARAK DAVACI MARKASININ TÜRKİYE'DE TESCİL EDİLDİĞİ TARİHİN ESAS ALINMASI GEREKİR. 

"İçtihat Metni"

Taraflar arasında görülen davada (İstanbul Birinci Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21.09.2004 tarih ve 2001/1317-2004/517 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin 1911 yılında kurulup, o tarihten beri hizmet sektöründe faaliyet gösterip, gerek Harry's New York Bar S.A. olarak bizzat açtığı barlar ile gerekse üçüncü kişilere ve özellikle de büyük tanınmış uluslararası otel işletmecilerine franchising vermek suretiyle faaliyetlerini sürdürdüğünü, "Harry's New York Bar", "Harry's Bar" ve "Harry's" markalarını kendi adına dünyanın pek çok ülkesinde tescil ettirdiğini, "Harry's Bar" markasının bar hizmetlerini içeren 42. sınıf hizmetler için ülkemizde de tescilli olduğunu, müvekkilimarkalarının Paris Sözleşmesi'nin 6. mükerrer 1. maddesi kapsamında dünyaca tanınan markalar olduğunu, davalının uluslararası oteller zincirinin bir parçası olan Hyatt Regency otelinin İstanbul şubesini ve otelin içerisinde "Harry's Jazz Bar" ismiyle bir bar işlettiğini, davalının kullandığı "Harry's Jazz Bar" ibaresinin müvekkilinin "Harry's Bar" ibareli tescilli markasıyla aynı olduğu, davalının müvekkilinin ticari unvan ve markatecavüzü yoluyla oluşturulan aynılık ve aynılık derecesindeki benzerliklerinin davalının işletmesinin müvekkilinin işletmesi veya müvekkilinin izni veya lisansı ile İşletilmekte olduğu şeklinde algılanmasına neden olduğu ve bundan dolayı davalı tarafın haksız olarak'kazanç elde ettiini ileri sürerek, davalının müvekkili ticari unvanına ve markahakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet işlediğinin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına 556 sayılı KHK.nin 66 ve 67. maddeleri ile TTK.nun 58/2. fıkrası gereğince belirlenecek en fazla miktar üzerinden ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (100.000) Euro'nun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına kadar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kullandığı izimde yer alan "Jazz" ibaresinin davacı markasıyla iltibas ihtimalini tamamen bertaraf eder mahiyette olduğunu, davacı iddiasının aksine "Harry's Bar" markasının Türkiye'de tanınmış bir markaolmadığını, markasını tescil ettirdiği 42. sınıf dışındaki ürün ve hizmetler bakımından markasının himayesini talep edemeyeceğini, istenen tazminat miktarı ve faiz oranı ile başlangıç tarihinin de kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacının "Harry's Bar" isminin tescilli markaolduğu, davalının ise iş yerinde Harry's Jazz Bar ismini kullandığı, davalının kullandığı iş yeri isminde davacının tescilli markasının iki kelimesinin olduğu gibi yer aldığı, bu haliyle davalının davacının markasından yararlandığı ve söz konusumarkayı bilenlerin davalının işyerinin davacıya ait işyeri zincirinin bir parçası olduğuna kanaat getirecekleri, bu nedenle davacı ticaret unvanı ve markasıyla davalı işyeri adının iltibas oluşturduğu, 856 sayılı KHK.nin 42. maddesi uyarınca haksız rekabetin işlenmekte olduğunun tespit ve önlenmesine karar verilmesinin gerektiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davalının iş yerinde Harry's Jazz Bar ismini kullanmasının davacı ticari unvanına ve markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının bu unvanı kullanmasının önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, (100.000) Euro tazminatın \% 5.75 faiziyle birlikte 19.07.2001 tespit tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, davacının ticaret unvanı ve tescilli markasına vaki tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, her ne kadar maddi tazminat isteminin 556 sayılı KHK.nin 66. madesindeki üç hesaplama şekli ile TTK.nun 58/2. maddesi uyarınca belirlenecek miktarlardan hangisi fazla ise o miktarda hüküm altına alınması istemiyle kısmi dava açmış ise de, yargılama esnasında talebini, 556 sayılı KHK.nin 66/2-b maddesine yani, "marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre sınırlandırmıştır. 556 sayılı KHK.nin 6. maddesi uyarınca anılan KHK ile sağlanan markakorumasının tescil yoluyla elde edileceğinin açık olması karşısında, davalının elde ettiği kazancın belirlenmesinde başlangıç tarihi olarak, davacı markasının Türkiye'de tescil edildiği 06.11.1998 tarihinin esas alınması gerekirken, davalının faaliyete geçtiği 1994 yılının hesaplamada esas alınması doğru olmadığı gibi, davalının markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazancın Türk Lirası olması, davacının yabancı para üzerinden doğmuş bir zararın da söz konusu olmaması nedeniyle yabancı para üzerinden tazminata hükmedilmesi de doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak:
Yargıtay resmi web sitesi

 

Bedava Siteler






Ekonomi İş Şirketler

  • Asos Tarım
  • Deren Koray eğitim
  • Markalimo
  • nika koffie
  • Orion ilaç
  • Sentez fuarcılık
  • anneysen.com
  • mustafa denizli
  • aler elektronik
  • doowon
  • auto grup
  • termoform granül
  • offi palme
  • british ambulance
  • hager werken
  • vakıfbank emeklilik
  • podim polisaj
  • startsayfa
  • hürmet çikolata
  • komten
  • metin ilaç
  • hotel çelik palas
  • bağlanbize.com
  • figabara
  • özmen un
  • maxisepet
  • opmar optik
  • paymentwall
  • sezer tarım
  • hidropar bursa
  • btl makina
  • mutti
  • nette
  • dürümcü baba
  • batu lojistik
  • Vakıf Emeklilik
  • dj mert hakan
  • number one fm
  • Önal yem
  • ido tatlıses
  • Bargello
  • S.O.S Ambulans
  • any tekstil
  • dürümcü baba
  • Retro güvenlik
  • kyk
  • ag havacılık
  • döysaair
  • ENGİN GRUP
  • gönlüferah
  • BRP KİMYA
  • BURCU GIDA